
Tanrı Adem’ i yarattı ve ardından eşi Havva yaratıldı. Olanlar oldu üflenen ruh kendini tutamadı ve yasak olanı yedi.
Oysa demişti tanrı uzak dur! diye. Yer yüzüne gönderildi Adem ve Havva.
Ve Caine abisinle konuşmak istediğini söyleyerek abisinle dolaşmaya başladılar. Kabil Ablası ile kendisinin evlenmesini gerektiğini söyledi Abel neden gerektiğini sordu. Caine onu sevdiğini söyledi. Bunu üzerine Abil böyle bir şey olamayacağını söyledi. Kabil abisinle tartışmaya başladı. Zaman ilerledi.
Caine artık abisinle kavga ediyordu. Boğuşma sırasında Kabil abisini eline geçirdiği bir kazığı kalbine saplayarak öldürdü. Abil’in vücudundan akan kan toprağa döküldü ve böylece yeryüzünde ilk kan dökülmüş oldu.
 İlk cinayet işlendi.
O panik ve korku ile Kabil bir mağraya kaçıp, saklandı.
Caine karanlıkta yanlız kalmıştı. açtı, üşüyordu ve ağlıyordu... Karanlığın içinden tatlı bir ses geldi. Siyahlar içinde bir kadın Caine'e doğru yaklaştı.
-Nod'lu Caine. Açsın, bende yemek var. Üşüyorsun, bende kıyafetler var. Üzgünsün, bende rahatlık var''
-''Benim gibi lanetli birini niye rahatlatasın? Neden giydiresin? neden besleyesin?''
-Yukardakine karşı geldim ve özgürlüğü karanlıklarda buldum. ben Lilith'im. bir zamanlar bende üşüyordum, benim için sıcaklık yoktu, bir zamanlar bende açtım, benim için yemek yoktu. Bir zamanlar bende üzgündüm, benim için rahatlık yoktu.''
Lilith Caine'i ağırladı ve onu besledi, rahatlattı. Caine onun evinde bir süre kaldı, ve birgün ona sordu:''Sadece karanlıktan, bu evi nasıl yaptın? Nası kıyafetler yarattın? Nasıl yiyeceklerini yetiştirdin?''
Lilith gülümsedi ve cevap verdi: ''Ben uyandım. Bu sayede istediğim gücü yaratıyorum''
''Beni de uyandır Lilith, benim de güce ihtiyacım var. Bende kendi evimi, giysilerimi, yiyeceklerimi yaratmalıyım.''
''Uyanmanın sana ne yapacağını bilmiyorum. Sen baban tarafından lanetlendin. Ölebilirsin, sonsuza kadar değişebilirsin.''
''Güç olmayan bir yaşamın ne önemi var? Sen olmadan ben ölürüm, ama senin kölen olarak yaşayamam.''
Lilith Caine'i seviyordu. Bunun olmasını istemesede Caine'in istediğini yaptı ve Caine'i uyandırdı. Bileğinden gelen kanı bir kaba koydu ve Caine'e içirdi. Caine abyss'e düştü, o kadar uzun süre düştüki bu ona sonsuzluk gibi geldi. Gözlerini açtığında karanlık bir yerdeydi.
Karanlığın içinde Caine parlak bir ışık gördü. Gecede parlayan ateş, Michael, kutsal ateşin koruyucusu ona gelmişti ve şöyle dedi. ''Âdem ve havvanın oğlu, suçun büyük ama babamın bağışlıyıcılığı da çok büyük. o seni affetti.''
Caine cevap verdi; ''[yukardaki]'nin acımasıyla değil ancak, kendi vicdanımla gurur içinde yaşayabilirim.'' ve reddetti.
Ve Michael ona ilk lanetini verdi:
''Bu diyarlarda gezdiğin sürece, sen ve senin çocukların ateşten korkacak. ateşim sizin derinizi yakacak ve sizi mahvedecek.''
O gecenin sabahında, ufuktan Raphael göründü. Güneşin koruyucusu. Caine'e şöyle dedi;
''Âdem’in oğlu, havva'nın oğlu, kardeşin Abel cennetten senin günahlarını affetti. Tanrının bağışlamasını kabul etmeyecek misin?''
Caine cevap verdi; ''Abel'ın bağışlaması bir şey ifade etmez. Ancak ben kendimi affedebilirsem gerçekten affolmuş sayılırım'' ve reddetti.
Raphael ona ikinci lanetini verdi:
''Bu diyarda gezdiğin sürece sen ve senin çocukların gün doğuşundan korkacak. Güneşin ışınları sizi ateş gibi yakacak. Şimdi git ve karanlık bir yere saklan, güneşin gazabını hissetmemek için.''
Caine kaçtı ve karanlık bir mağraya saklandı ve orda uyudu. Uyandığında ölüm meleği Uriel onu kanatlarının arasında tutuyordu. Caine'e şöyle dedi:
''Âdem’in oğlu, Havva'nın oğlu, Tanrı senin bütün günahlarını bağışladı, kabul et ve bütün lanetlerinden kurtul.''
Caine cevap verdi; ''Tanrının bağışlamasıyla değil, kendi bağışlamamla yaşayacağım. Ben benim. Yaptıklarımı yaptım. bu asla değişmeyecek''
Ve Tanrının kendisi, Uriel'ın ağzından Caine'e son lanetini verdi.
''Sen ve senin çocukların, bu diyarda gezdiği sürece karaklığa tutunacaklar. Ve sen Caine kardeşinden döktüğün kan senin nimetin olacak ve hep o acı olayı hatırlayacaksın.
 Ölümde olacakları gibi olacaklar, ama ölmeyecekler ve hep yaşayacaklar. son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak.''
bu lanetle Caine acı bir çığlık attı. Gözlerinden kan geldi. Bu gelen kanı tekrar uyumak istercesine içti.
Kafasını kaldırdığında Gabriel karşısında duruyordu, ve ona şöyle dedi:
''Âdem’in oğlu, Havva'nın oğlu. Babamın bağışlayıcılığı, bildiğinden çok daha büyük. Şimdi bile affedilmeye bir yol açıldı. Bu yola Golconda diyeceksin. Çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz.''
Not: Bu hikaye bire bir, Vampire the Masquerade, ile uyuşmayabilir. Mitlerden derlenen bu hikaye, vampirlere dair en bilindik, "yaratılış" hikayelerinden biridir.


